Medyanın İşlevlerini Bilmek Bir Aile İçin Neden Önemlidir

Medyanın İşlevlerini Bilmek Bir Aile İçin Neden Önemlidir

  1. yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmeler, toplumsal yaşamda da önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Kitle iletişim araçları, 17. ve 18. yüzyıllarda yazılı basınla Avrupa’da yerini almaya başlamış, bu gelişmeyi 19. yüzyılda radyo ve sinema, 20. yüzyılda da televizyon takip etmiştir. 20. Yüzyılın sonlarında ise bilgisayarın icadı ve internetin kullanılmaya başlanmasıyla iletişim sınır tanımaz boyutlara ulaşmış ve yeryüzünün en büyük iletişim ağı oluşturulmuştur.

Avrupa’da 17. yüzyılda hızlı sanayileşme ile toplum hayatında yerini almaya başlayan kitle iletişim araçlarının Türk toplumu ile buluşması ise uzun yıllardan sonra gerçekleşmiş, Türk toplumunun karşılaştığı ilk kitle iletişim aracı gazete olmuştur. Radyonun Türk toplum hayatındaki yerini alması ise 20. yüzyılın ilk yarısında denk gelir. Gazete ve radyo kullanıldıkları ilk dönemde toplum içinde iletişim kanallarını açık tutarak önemli bir işlevi yerine getirmişlerdir. İnternetin Türk toplum hayatına girişi ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından yürütülen ortak çalışmanın sonucudur ve 1993 yılı Nisan ayına denk gelir. Ardından hızla yaygınlaşarak toplum hayatındaki vazgeçilmez yerini almıştır. Hiç şüphesiz ki günümüzde medya önemli bir yere sahiptir. Öyle ki son yıllarda bildiklerimizin çoğunu medyadan öğrenmekte, medya ile eğlenmekte, medya ile düşünmekteyiz.

Medya denince ise aklımıza ilk olarak TV gelir. TV temelde haber verme, eğitme ve eğlendirme işlevlerini, değişik tür ve amaçlarla hazırlanmış programlar aracılığıyla hareket, ses ve renk öğelerini birleştirip sürekli mesajlar ileterek yerine getirir. Gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olarak hızla yaygınlaşan TV, enformasyon dağıtımda önemli bir yere sahiptir. Her evde TV olmasından bahsedilen yılları neredeyse evin her odasında TV’nin olması gerçeği almıştır. TV bir perspektiften aile fertlerini bir araya getiren; diğer perspektiften ise aileyi yüz yüze iletişimden koparıp, iletişimsizliğe hapseden bir araç olarak değerlendirilmektedir. Her ne şekilde değerlendirilirse değerlendirilsin TV, her yaştan insanı etkisi altına alabilen etkili bir medya aracıdır. Yapılan çalışmalar TV’nin insanları etki altına alan, yönlendirebilen ve takipçilerini kendine bağlayan bir gücünün olduğunu göstermektedir. Yapılan güncel bilimsel araştırmalar, Türkiye’de günlük TV izleme süresinin ortalama 4-5 saat olduğu ortaya koymuştur. Çocuklar ise yılın yaklaşık 900 saatini okulda, 1500 saatini ise ekran karşısında geçirmektedir. Bilgiye ulaşmanın ana kaynağı olarak görülen kitaplar, çocukların ve gençlerin ilgisini medya araçları kadar çekememektedir. Bu durumun en çarpıcı sonucu çocukların ve gençlerin edilgen bir hale gelmesinde oynadığı roldür. Çocuklar ve gençler TV yayınlarının içeriklerinden fazlasıyla etkilenmektedirler. İlköğretim çağını tamamlayan bir çocuk yaklaşık 100 bin şiddet sahnesi, 8 bin ölüm ya da öldürülme sahnesi izlemektedir. TV yayınlarındaki şiddet içerikli görüntüler, sapkın ilişkiler, gerçek dışı yaşantılar, sağlığa zararlı maddelerin kullanımı, kültürel aktarımlara uygun olmayan programların fazlalığı toplumda bozulmalara sebep olmaktadır. Ayrımcılık, alkol ve sigara kullanımı, suç davranışları, küfürlü konuşmalar özellikle sevilen karakterler tarafından sergileniyorsa çocuk ve gençler tarafından taklit edilmeye başlanmaktadır. TV’de ki saldırgan görüntülerin, şiddet içerikli filmlerin ve haberlerin, pornografik öğelerin çocukları ve gençleri olumsuz etkilediğini bir gerçektir. Yapılan çalışmalarla günlük TV izleme süresi uzun olan çocukların, TV izlemeyenlere oranla daha güvensiz, kuşkulu, kızgın ve öfkeli olduklarını tespit edilmiştir. Son zamanlarda toplumumuzda yaşanan şiddet olayları, okullarımızda yaşanan olaylar elde edilen bu gözlem sonuçlarını destekler niteliktedir. Öğrencilerin TV programlarında gördüklerini davranışlarına, sözlerine ve oyunlarına yansıttıkları gözlemlenmektedir. Ebeveynlerin çoğu, medya araçlarını doğru kullanmayan rol modeller olarak çocuklarını da etkilemektedirler. Bu noktada ebeveynlerin çocuklarına iyi örnek olabilmeleri ve çocuğun izlediği programlar ve süreleri hakkında denetimde bulunmaları önemlidir. Çünkü özellikle küçük çocuklar TV’den gelen mesajlar karşısında direkt alıcı durumundadırlar ve gerçek ile kurguyu ayırt edememektedirler.

Çocuk ve gençlerin hayatında TV’lere rakip diğer bir medya aracı ise bilgisayar ve internettir. Bilgisayar ve internet teknolojisi geniş kullanım alanları ile insan yaşamına hızlı ve etkili giriş yaparak dünya çapında iletişimi oldukça kolay hale getirmişlerdir. Eğitim, sağlık, haber, eğlence, alışveriş, ticaret gibi hemen hemen her şey internetle mümkün hale gelmiş, yeni bir “sanal dünya” oluşmuştur. Öyle ki insanlar bu sanal dünyada İnstagram, Facebook, Twitter ve Youtube gibi paylaşım siteleri aracılığıyla tanımadıkları insanlarla bile iletişim kurup paylaşımda bulunabildikleri sosyal ortamlara sahip olmuşlardır. İnternet, TV’ye oranla kontrolü çok daha zor olan bir araçtır. 2000’li yıllarda kitle iletişim araçlarının tümünü kapsayan internet teknolojisinin her eve girmesiyle, artık TV ve radyolarda yasaklanan her şeye ulaşılabilmektedir. İnternette yer alan milyonlarca sitenin denetim altına alınamaması, yasaklanan sitelere basit programlarla yeniden erişilebilmesi, diğer kitle iletişim araçlarına uygulanan denetimi anlamsızlaştırmaktadır. Böylece aile bireyleri ve özellikle ahlaki gelişimlerini ve kişilik gelişimlerini tamamlamaya çalışan çocuklar ve gençler bu yayınların yoğun ve hızlı etkileri karşısında korumasız kalmaktadır. Günlük hayatımızın başköşesine oturan medya araçları, çocukları çok yönlü olarak etkisi altına almaktadır. Özellikle karakter yapısının şekillenmesinde ve çocuğun toplumsallaşmasında medyanın etkisi büyüktür. Çocukluk dönemi, çocukların özdeşim kurabilecekleri bir model arayışı içinde oldukları bir dönemdir. Sosyal bilimciler tarafından yapılan birçok araştırma, kitle iletişim araçlarının ve özellikle TV’nin örnek modeller sunma sürecinde son derece etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Kitle iletişim araçları sayesinde sunulan modeller olumlu özellikleri barındırarak, çocukların psiko-sosyal gelişimlerini destekleyebilecekleri gibi olumsuz modellerle süreci zedeleyebilirler.  Kitle iletişim araçlarının verdiği mesajlar, çocukların ve gençlerin ebeveynleriyle olan ilişkilerini ve iletişimlerini de etkilemektedir. Özellikle TV yayınlarında ve reklamlarda sunulan anne-baba tutumları çocukların ve gençlerin ideal ebeveyn algısını şekillendirmektedir. Çocukların bilinçaltında; reklamlarda sunulan ürünleri kullanmayan anne, çocuklarına daha fazla tüketebilmeleri için yeterli fırsatı ve konforu sağlayamayan baba, yetersiz ve kötü olarak değerlendirilmektedir. Tüm bunlar çocuklarla ebeveynlerin iletişimini olumsuz etkileyen unsurlardır.

Kitle iletişim araçlarının en önemli gelir kaynağı olan reklamlar ise sadece yetişkinleri değil çocukları ve gençleri de hedef almaktadır. Bilindiği gibi reklamların kısa süreli, hareketli ve çok renkli olması, bebeklik çağındaki çocukların bile bu yayınları gözlerini ayırmadan dakikalarca izlemesine neden olmaktadır. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan reklamlarda bireylere her gün yüzlerce mesaj gönderilmekte ve özellikle çocukların beyinlerinde tüketim iştahı artırılmaktadır. TV ve internet, çocukların ve gençlerin sosyal, psikolojik ve biyolojik gelişimlerinin yanında, cinsel gelişimlerini de olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu medya araçlarıyla sunulan görüntüler bireylerin yoğun cinsel uyarılarla karşılaşmalarına neden olmaktadır. Kitle iletişim araçları bir yandan insanlara yeni dünyalar, engin ufuklar, değişik bilgi ve bilinçler kazandırırken diğer yandan yaş ve deneyimin dezavantajları ile birleşerek çok çeşitli tuzakların ve sömürünün nesnesi haline gelmelerine neden olabilmektedir. Bu gibi olumsuzluklar insanların, hayatlarında artık büyük yer kaplayan medya karşısındaki konumlarını sorgulamalarını gerektirmektedir. Bilgi teknolojilerinin toplumsal dönüşüme yol açmasının karşısında insanların kendilerini etkileyen etmenlerin farkında olması önemlidir.

Cep telefonları ise teknolojinin gelişimiyle artık bütün medya araçlarını kapsayabilecek özellikleri bünyesinde barındırmanın yanında, hem herkesin kaçınılmaz olarak sahip olduğu hem de bireysel olarak küçük yaşlarda sahip olunabilen bir iletişim aracı olma özelliği kazanmıştır. Yetişkinlerin yaşamlarını düzenleyebilme becerilerini kazanmalarının yanı sıra; medya karşısında etkiye en açık, en hassas grubu oluşturan çocukların da kitle iletişim araçlarını bilinçli ve doğru kullanmalarını öğrenmeleri için doğru anne-baba tutumları sergileyen ebeveynlere sahip olmaları önemlidir.

Günümüzde güçlü ve sağlıklı bir aile için, bireylerin ve özellikle ebeveynlerin; ihtiyaç eksenli, programlı, medya kullanımından neyi amaçladığının bilincinde, işlevsel ve denetimli birer medya kullanıcısı olmaları zorunlu hale gelmiştir. Medya araçları için iyi ya da kötü nitelemesi yapmak yerine medyanın etkilerini anlamak gerekmektedir. Bu durum bireylerin savunmasız, pasif bir alıcı olmak yerine, medyanın dilini çözebilecek, bilinçli, aktif, medyaya eleştirel bakabilen, medya iletilerini değerlendirebilen bir birey olmalarını gerekli kılmaktadır. Bireyler var olan gerçeklik ile medyada onlara sunulan gerçeklik arasındaki farkı ne kadar erken öğrenirlerse, medyanın olumsuz etkilerini de o ölçüde aza indirebilmektedirler. Medyada sunulan sayısız mesajın bireyler tarafından sorgusal bir yaklaşım içinde analiz edilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bireyler medya yayınlarının sunduğu bilgi akışının sübjektif, kurgulanmış ve birtakım etkilerle oluşturulmuş bir yeniden üretim olduğunu kavramalıdırlar. Ayrıca medya kuruluşlarının kar amaçlı ticari kuruluşlar olduğu ve insanların üzerinde bir tüketime yönlendirme işlevi üstlendikleri de unutulmamalıdır. Böylece medya tarafından iletilen mesajların anlaşılmalı ve eleştirel bir bakışla iletilerin niteliğinin ve niçin iletildiğinin sorgulanmalıdır.

 

Ebeveynler bu konuda Aile Danışmanlığı aldıklarında; farkındalık kazanarak çocukları için televizyonda uygun olan ya da olmayan programları ayırabilir, televizyonun olumsuz etkilerine karşı neler yapılabileceklerini öğrenir, akıllı işaretleri tanır, medya içeriğinde cinsiyete dayalı ayrımcılığın ve medyadaki şiddetin aile bireylerine etkilerinin neler olabileceği gibi pek çok elzem konu hakkında bilgi sahibi olurlar.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir